Hava Durumu

Yerin Altında Kalan Sessizlik

Yazının Giriş Tarihi: 14.05.2026 14:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.05.2026 14:24

Bazı acılar vardır; üzerinden yıllar geçse de bir ülkenin hafızasında ilk günkü ağırlığını korur.

İnsan zamanla birçok şeyi unutur belki ama bazı geceler, bazı haberler ve bazı çığlıklar unutulmaz. Çünkü onlar yalnızca bir olay değil, toplumun vicdanına açılmış derin bir yaradır. Soma denildiğinde bugün hâlâ birçok insanın içine çöken o sessizlik biraz da bundandır.

13 Mayıs 2014 günü Türkiye, bir haberle sarsıldı. Bir maden ocağında yangın çıkmıştı. Televizyon ekranlarında telaşlı spikerler, madenin önünde bekleyen aileler, ambulans sesleri vardı. Her yeni açıklama, karanlığı biraz daha büyüttü. Ve gece boyunca Türkiye, yerin yüzlerce metre altında yaşamla ölüm arasında sıkışıp kalan insanların haberini bekledi.

Facianın ardından televizyon ekranlarında rakamlar konuşuldu: 50, 100, 200, 301… Rakamlar soğuktur. Oysa her sayı bir hayattı ve düştüğü yeri yakıyordu. Her sayı bir annenin evladı, bir çocuğun babası, bir kadının eşi, bir arkadaşın omuz verdiği dostuydu.

Soma’nın ardından Türkiye günlerce ağladı. Sokaklarda sessiz yürüyüşler yapıldı, baretler yere bırakıldı, mumlar yakıldı. İnsanlar aslında sadece ölen madencileri değil, kaybolan adalet duygusunu da arıyordu. Toplumlar sadece bir faciada kendi yansımasını aynada görür. Soma, Türkiye’nin aynasıydı. Ve o aynada yorgun işçiler, öfkeli gençler, ihmalkârlık, çaresiz anneler ve susturulmuş emekçiler vardı. Toplumun vicdanının da nefesi kesildi orada.

Aradan yıllar geçti. Ama acının takvimi yoktur. Geride kalanlar için zaman, 13 Mayıs’ta durdu ve bir daha aynı hızla akmadı. Bazı sessizlikler unutulmaz. Çünkü o sessizliğin içinde yarım kalan cümleler vardır.

Yıl 2026. Nisan ayında 113 maden işçisi, emeklerinin karşılığını alabilmek için Bakanlığın önünde açlık grevi yaptı. Toplumlar sadece bir faciada aynaya bakıyordu ve sesler duyulmuyordu bu ülkede. Haklarını alabilmek için başka çareleri kalmamıştı. Beş aydır ödenmeyen maaşları ve diğer tüm sosyal hakları için toprağın üstünde nefessiz kalmayı göze aldılar. Bir hafta sonra uzlaşma sağlandı. Bakanlığın güvencesiyle (!) ödemelerin mayıs sonuna kadar yapılması karara bağlandı. Bakan demeçler verdi:

“Ankara’da günlerdir devam eden madenci eyleminin sağduyu ve nezaket içinde sona ermesi, hepimiz adına anlamlı bir tablo ortaya koymuştur.”

Sağduyu ve nezaket içinde…

Kulakları olmayan bir toplumda sessizlik, tek duyulan ses oluyor. Daha nasıl susmalıyız ki duyulalım?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.