Hava Durumu

Çocuğunuz Düştüğünde Yanında mısınız?

Yazının Giriş Tarihi: 17.06.2026 18:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.06.2026 18:56

"Çocuklarımıza bırakmamız gereken en değerli mesaj, başarıya dair umut değil; başarısızlık ihtimali karşısında ayakta kalabilme cesaretidir." diye bitirmiştim geçen haftaki yazımı. Şimdi LGS bitti, önümüzde YKS var. Öncelikle LGS'ye giren tüm öğrencilere keyifli bir yaz tatili, YKS'ye girecek olan herkese de başarılar diliyorum.

Tahmin edebileceğiniz gibi, etrafımda sınavı iyi geçen, çok mutlu olanlar olduğu gibi, beklediği gibi olmayanlar da var elbette. Sınavı kontrol edebildikleri kadarıyla kötü geçenler — özellikle de çok çalışmışlarsa — büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar. LGS’nin, bir sıralama değil bir seçme sınavı oluşundan, bu yüzden de cidden çok zor bir sınav olmasından dolayı, bu hayal kırıklığının öğrencilerin çoğunda yaşandığını düşünüyorum.

Öğrencilerden ilk etapta şöyle cümleler duydum: “O kadar çalıştım, boşunaymış.”, “Bir daha çalışmayacağım.” (Burada neden bütün liselerin nitelikli olmadığı, eğitim ve sınav sistemi konusunu şimdilik es geçiyorum.) Soruyorum: %0,1 ile %9’luk dilime giremediği için “Nitelikli” okul kazanamayan öğrencilerin, sınav sürecindeki çabalarını bir anda nasıl çöpe attıklarını görüyor musunuz?

Sizlerin de az çok görebileceğiniz gibi, bunlar hayal kırıklığı, öfke, pişmanlık ile birlikte gelen "otomatik olumsuz düşünceler." Bilişsel terapide, bu otomatik olumsuz düşünceler, bir durum karşısında anlık olarak zihnimizde beliren, bilinçli olmayan, insanı üzgün, endişeli, gergin veya kızgın hissettiren düşüncelerdir. Çoğu zaman gerçekçi olmazlar, o an akla gelirler ve duygularımızı doğrudan etkilerler. Ve evet elbette, bu düşüncelerle baş etmek mümkündür. Bu düşünceler aklına gelen öğrencilere, biraz zaman geçtikten sonra "Şimdi geçmişe dönsen, LGS'ye hazırlanırken neyi farklı yapardın?" diye sorduğumda, "Asla çalışmazdım, her şey boşunaymış." cevabını hiç almadım. Genelde aldığım cevap, "Daha çok çalışırdım." oluyor. Bu cevap üzerine neyi farklı yapardın, nelere dikkat ederdin diye sorarım ve bunun üzerinden eksikleri belirleriz, yeni hedefler koyarız.

Çünkü öğrencilerin verdiği bu ilk tepki, tam da geçen hafta anlatmak istediğim, gerçekçi hedef koyamama, hedef için emek verse bile yeterli olup olmadığının farkında olmama, hayal kırıklığı ile baş edememenin oluşturduğu ilk isyan, ilk otomatik düşüncedir.

Oysa hayal kırıklığı, çoğu zaman düşündüğümüz gibi kaçınılması gereken bir duygu değildir. Tam tersine, insanın kendisiyle ilgili en önemli şeyleri öğrendiği dönemler çoğu zaman hayal kırıklıklarının ardından gelir. Başarısızlık, hataları görmemizi sağlar. Eksiklerimizi fark ettirir. Bazen de gerçekten elimizden geleni yapıp yapmadığımızla yüzleştirir.

Burada, çocuklarının başarısızlığı karşısında nasıl davranacağını bilemeyen ebeveynlere de değinmem gerekir. Üzüntüsünü belli etsin mi, etmesin mi? Öfkesini göstersin mi, göstermesin mi? Çocuğunu gerçeklerle yüzleştirsin mi yoksa sadece sussun mu? Değerli ebeveynler, sınav bitti. Geriye yıllar sonra zor hatırlanacak bir sonuç ve çok daha kalıcı duygular kaldı. Şimdi daha iyi görüyoruz ki bir çocuğun geleceğini belirleyen yalnızca başarıları değil, başarısızlıkla kurduğu ilişkidir. Ve bu ilişkinin şekillenmesinde en büyük pay, çoğu zaman ailenin başarısızlığa verdiği tepkidir. Ancak sosyal medyada LGS’de 5 yanlış yapan öğrencinin matematik öğretmeni olan annesinin tepkisini hepimiz gördük. Biliniz ki: “Ben şimdi çocuğuma ne diyeceğim?” diye kaygılanıp konuşurken iki kere düşünmeniz bile, onun kendini değerli hissetmesine yeter.

Bana kalırsa, düşse bile yanında olduğunuzu hissedebilen bir çocuk yetiştirmek, sınavda 500 tam puan alan ama duygusal olarak yalnız kalan bir çocuk yetiştirmekten daha değerli bir ebeveynlik başarısıdır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.