4. Fethiye Uluslararası Film Festivali tam gaz sürüyor

Haber Giriş Tarihi: 07.11.2026 09:54
Haber Güncellenme Tarihi: 07.11.2026 09:54
https://www.smyrnapostasi.com/

4. Fethiye Uluslararası Film Festivali, üçüncü gününde film gösterimleri, söyleşiler ve panellerle sinemaseverleri bir araya getirdi. Kısa filmden belgesele, senaryo yazımından festival düzenleme süreçlerine uzanan etkinliklerde sinemanın farklı yönleri ele alındı.

MUĞLA (İGFA) - Muğla Fethiye Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği tarafından Fethiye Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen 4. Fethiye Uluslararası Film Festivali, etkinliklerle devam etti. Festivalin üçüncü gününde farklı seçkilerden film gösterimleri, söyleşiler ve paneller sinemaseverlerle buluştu. Sinemanın üretim süreçlerine ve farklı anlatım biçimlerine odaklanan etkinlikler de programda yer aldı.

Festivalin üçüncü gün programı kapsamında Yeşilüzümlü ve Kadyanda Antik Kenti’ne gezi düzenlendi. “Kısa Film Neden Görünmez?” başlıklı panelde kısa filmlerin görünürlüğü ve sinema sektöründeki yeri ele alındı. Hilmi Etikan, Melihat Özdoğan Ağgül, Hayri Çölaşan, Kübra Kuruali ve Murat Tolga Şen’in konuşmacı olarak yer aldığı panelin moderatörlüğünü Nahit Yıldırım üstlendi.

“Kısa Film Neden Görünmez?” panelinde Kübra Kuruali, kısa filmin bağımsız bir sinema alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak filmlerin görünürlük, finansman ve gösterim mecralarına erişim konusunda yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Hilmi Etikan, kısa filmin anlatım biçiminin uzun metrajdan farklı olması gerektiğini belirterek kısa filmin anlara ve yaşama tanıklık eden yapısına değindi; filmlerin gösterim olanaklarını ve seyirciye ulaşma zorluklarını değerlendirdi. Melihat Özdoğan Ağgül, kısa filmin teknik eksikliklerine rağmen insan hayatına dokunabilen ve iyileştirici etki yaratabilen güçlü bir anlatım aracı olduğunu vurguladı. Kısa filmlerin görünürlüğünde festivallerin önemine değinen Ağgül, hikâye ve karakter odaklı anlatımların altını çizdi. Murat Tolga Şen, dijital teknolojilerin gelişmesiyle kısa film üretiminin daha erişilebilir hâle geldiğini belirterek filmlerin seyirciyle buluşma olanaklarının artırılması gerektiğini söyledi. Kısa filmcilerin festivallerde yeterince görünür olmadığını ifade eden Şen, uzun metraj gösterimlerinden önce kısa filmlere yer verilmesinin hem izleyici ilgisini hem de kısa film üreticilerinin görünürlüğünü artırabileceğini dile getirdi. Hayri Çölaşan ise kısa film alanındaki görünürlüğün büyük ölçüde festivallerde elde edilen başarılarla şekillendiğini belirterek iyi filmlerin seyirciyle buluşma fırsatı yakaladığını vurguladı. Yönetmenlerin filmlerini geliştirmek ve görünür kılmak için bireysel çabalarının da önem taşıdığını ifade etti.

Günün etkinlikleri arasında Prof. Dr. Fatih Onur’un gerçekleştirdiği “Festival Afiş Konusu: Kadyanda Antik Kenti” başlıklı sunum da yer aldı. Günün devamında düzenlenen “Aşk, Emek ve Bürokrasi: Bir Film Festivali Yapmanın Perde Arkası” başlıklı panelde Canan Tor, Nilgün Emiroğlu, Gülten Taranç ve Sedat Benek festival düzenleme süreçlerine ilişkin deneyimlerini paylaştı. Panelin moderatörlüğünü Hayri Çölaşan üstlendi.

10 yıllık aranın ardından 1001 Belgesel Film Festivali’ni yeniden hayata geçirme sürecini anlatan Nilgün Emiroğlu, belgesel sinemaya yeni gösterim alanları kazandırmanın önemine değindi. Emiroğlu, festivalin sınırlı bütçe ve yoğun emekle gerçekleştirildiğini ifade etti.

Anadolu’da festival düzenlemenin zorluklarına dikkat çeken Sedat Benek, Urfa’da belgesel film festivalini sinema ve sanat sevgisiyle sürdürdüklerini belirterek festivallerin toplumsal dönüşümdeki rolünü vurguladı.

10. yılına yaklaşan festivalin ortaya çıkış hikâyesini paylaşan Gülten Taranç, kadın yönetmenlerin sektörde karşılaştığı zorluklara değindi. Kendi film dağıtım sürecinden doğan festivalin zamanla uluslararası bir yapıya dönüştüğünü belirten Taranç, bağımsız festivallerin finansal güçlüklerine dikkat çekti.

Fethiye Uluslararası Film Festivali’nin kuruluş sürecini ve organizasyon sırasında karşılaştıkları zorlukları aktaran Canan Tor, festivalin gönüllülük ve dayanışma temelinde hayata geçirildiğini söyledi. Tor, tüm zorluklara rağmen sinemaseverlerle buluşmayı sürdürmenin kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti.

Senaryo yazımına odaklanan “Benim de Bir Hikâyem Var” başlıklı söyleşide Onur Şener katılımcılarla bir araya geldi. Şener, senaryonun anlatılmaya değer bir hikâyenin peşine düşülerek boş bir sayfada başladığını belirtti. Senaryonun bir kılavuz metin olduğunu, asıl eserin ise sinema perdesinde izleyiciyle buluşan film olduğunu vurguladı.

Engin Ayça’nın “Penceremde Sardunyalar” filminin gösteriminin ardından gerçekleştirilen söyleşide sinemaseverler film üzerine sohbet etme fırsatı buldu. Belgesel sinemanın gerçeklikle ilişkisine değinen Ayça, belgeselcinin kendi bakış açısı ve kurgusuyla özgün bir sinema dili oluşturduğunu ifade etti. Söyleşide, Engin Ayça’nın hayat ve sanat yolculuğunu paylaşan eşi Gülsen Tuncer de sevgi ve saygıyla anıldı.

Farklı Seçkilerden Film Gösterimleri Gerçekleştirildi

Festivalin üçüncü gününde FEFSAD Varşova Film Okulu Kısa Film Seçkisi, FEFSAD Özel Gösterim Seçkisi, kısa film gösterimleri ve özel gösterimler kapsamında çok sayıda film izleyiciyle buluştu.

FEFSAD Varşova Film Okulu Kısa Film Seçkisi’nde Max Bommas’ın “Like All the Others” ve Ege Yılmaz’ın “Liminal” filmlerinin yanı sıra Nada Khalifa’nın “Qaher”, Elena Vatamanu Margineanu’nun “First Last Month” ve Teodor Stoilov ile Nellie Rajala’nın “Grandpa’s Fur” filmleri gösterildi.